Territorial Pissing

siyaset bilimi okuyorum (hayır, başbakan olmayacağım).
hedonistim.
deri ceketli Rimbaud'yum.
Godot'yu bekliyorum.
üstteki 3 cümleden anlaşılacağı üzere tutarsızım.
Camus'yla rakı içmek için anahtarlık koleksiyonumu feda edebilirim.

May 27, 2012 10:59 pm 10:53 pm
birblogsonra:

%100 organik şemsiye
nature provides 

birblogsonra:

%100 organik şemsiye

nature provides 

10:50 pm
blackadder:

This basically sums up the internet.

internetin özeti

blackadder:

This basically sums up the internet.

internetin özeti

(via gravyholocaust)

10:33 pm

eskiden dinlerken sevilen ama artık o kadar da güzel gelmeyen şarkılar serisi #1

Robin Thickie - When I Get You Alone

9:35 pm

tumblr’a çok uzun zamandır girmiyordum. ne torpidoyu takip ediyor, ne bi şeyler paylaşıyordum (bir ara sırf fleet foxes’ın mykonos şarkısını paylaşıp çıktım, yalan olmasın). e peki ne yaptın lan o zaman diye soracak olursanız; mezun oldum efendim. siz de evinizdeki malzemelerle yapabilirsiniz. 4 sene falan sürüyor ama uğraştığınıza değiyor bir yerde.

ama mezuniyetten daha çok yoran bir şey varsa o da master başvuruları. nerelere başvurdum peki? (soru soruyorum ki okuyucu sıkılmasın) ingiltere’nin güzide üç okuluna başvurdum: manchester, warwick ve lse. lse “sen gelme lan ayı” dedi, diğerleri buyur etti. ama param olmadığı ve türk eğitim vakfı “olsa dükkan senin” dediği için gidemedim. yılmadım ve hollanda’dan leiden’a başvurdum. leiden da “buyur gel ama bizde de para yok hacı, olsa biliyorsun” diyince “ya tmm o zmn önmli diil” deyip yalnız ve güzel ülkeme yöneldim. şu anda da türkiye’den bir takım üniversitelere başvuru aşamasındayım.

master başvurularının en sıkıntılı yanı ise statement of purpose denen niyet mektubu zımbırtısı. önce kendinizin ne kadar süper bir insan olduğunuzu, sonra da başvuracağınız yerin yüceliğini, büyüklüğünü, birebirde oxford’u nasıl yiyeceğini falan süslü bir şekilde anlatmanız gereken ömür törpüsü. yemin ediyorum profesörden referans mektubu almak bundan bin kat kolay. işte böyle bu şekilde her üniversiteye zarf attım, bıyık burdum, göz kırptım. çünkü jon bon jovi’nin de dediği üzere “otobana benzer kalbim”.

ha en zevkli yanı ne diye soracak olursanız; sınavlarda, mülakatlarda giyeceğiniz gömleklerinizi, pabuçlarınızı, yazacağınız dolmakalemleri falan seçmektir. fetiş objeleri de olmasa hayatımız iyice çekilmez olacak.

mezun olmak, master yapmayı düşünüyorsanız böyle bir şey. geride bıraktığım final sınavları; bir kaç hafta kalan mezuniyet töreni falan hiç umurumda değil. 

sonuç olarak, bilkent’te iyisiyle kötüsüyle dört yıl geçirdim. çoğu çok değerli bir sürü insan tanıdım. genelde pozitif anılarla ayrılıyorum. en çok kütüphanesini özleyeceğim.

le fin.

7:59 pm

askerquestioner

Anonymous: kendini sınıflandırmak ne derece doğru?

sınıflandırma kümene bağlı olarak değişir.

April 15, 2012 9:20 pm

“this is leaked from God’s iPod”

Fleet Foxes - Mykonos

April 4, 2012 7:28 pm
AT-AT kafası

AT-AT kafası

April 3, 2012 1:15 am

tumblr’da garip şeyler oluyor. ilk anon sorumu almamdan sonra tumblr’dan otomatik olarak çıkıp, girmek için tekrar şifre ve kullanıcı adı kullanmam umarım bir hack göstergesi değildir. bilgisi olan?

12:57 am

askerquestioner

Anonymous: Sana soru sormak istiyorum!

e sor madem

March 13, 2012 12:57 am

ing. Catch-22 filminde, Captain Nately ve “shameful opportunist” yaşlı adamın tartışma sahnesi. savaşın gerçekleri ve sair.

March 7, 2012 6:32 pm
feyyazyigit:

Hayat sen planlar yaparken dayının söyledikleridir.

feyyazyigit:

Hayat sen planlar yaparken dayının söyledikleridir.

March 5, 2012 9:46 pm February 22, 2012 1:59 am February 21, 2012 8:58 pm

Kurt Vonnegut on the Shapes of Stories